Dönüşüm

Gülüm İnci
6 dakika
-+=

Merhaba!

İlk yazımda Franz Kafka’nın Dönüşüm kitabından bahsetmek istedim çünkü Kafka’nın modern topluma ilişkin en çarpıcı fikirlerini bu eserde işlediğini düşünüyorum. Modern toplum ve yabancılaşma kavramlarını bu yazıda sıklıkla duyacaksınız. Uyarımı da verdiysem, metnin olay örgüsünden başlıyorum.

Kitabımızın baş karakteri Gregor Samsa, bir sabah bunaltıcı düşlerinden uyanıp kendini bir böceğe dönüşmüş olarak bulur. Bu durumdayken, kendi sağlığını düşünmeden önce işine nasıl gideceğini düşünmesinden, işine nasıl bağlı olduğunu görürüz ama sakın bu bağın sevgiden kaynaklandığını düşünmeyin. Bu bağ ailesini geçindirmek için elinden başka bir şey gelmeyen Gregor’un kurmak zorunda olduğu bir bağ. Aynı zamanda kitabın başında “bunaltıcı düşlerinden” uyanma detayını da mesleği ve ailevi yaşantısıyla bağdaştırabiliriz. Bu cümleyi kitaptan olduğu gibi almak istememin sebebi de buydu aslında. Kendisi hayatının sıkıcılığının farkında olan birisi fakat başka bir şansı yok ya da karşı çıkacak cesareti yok diyebiliriz.

Cesaret konusunda da şu detayı atlamak istemiyorum: Gregor’un cılız bir böceğe dönüşmüş olması; karakterinin fiziksel özelliğine yansıdığını göstermektedir. Gregor her gece odasının kapısını kilitler. Bu yüzden kimse onun ilk başta böceğe dönüştüğünü anlamaz. Annesi de onun işe geç kaldığını fark ederek odasının kapısını tıklatır ama Gregor böceğe dönüştüğü için yatağından kalkması epey bir zorlaşmıştır. Buna rağmen iyi olduğunu ve çıkacağını söyleyip annesini kapısından uzaklaştırır. Daha yeni uyandığından, sesindeki değişikliği yavaş yavaş fark eden Gregor, mesleğine olan bağlılığından ötürü bu değişimi, pazarlamacıların hastalığı olan soğuk algınlığına bağlamıştır.

Çok geçmeden babası ve kız kardeşi de odasının kapısına toplanır. Gregor o sırada yataktan çıkmaya çalışıyor ama bir türlü başaramıyordur. Aklına yardım alsa kolayca kalkabileceği gelir fakat içinden “Peki ya kapılar kilitli olmasa o zaman gerçekten yardım ister miydim?” diye düşünür ve kendini gülmekten alamaz. Bu kilitli kapıyı bir metafor olarak alırsak, uyku insanın en savunmasız olduğu andır. Gregor da ailesine olan güvensizliğinden dolayı kapısını hep kilitli tutar. Gregor işe gidemediğinden firmanın temsilcisi eve gelir ona neden yola çıkmadığını sorar ve devamında işteki konumunun pek sağlam olmadığını ve kendisini artık savunamayacağını söyler. Gregor da bunun üzerine yola çıkacağını ve birazdan büroda olacağını söyler. Gregor için sorun böceğe dönüşmek değil işini kaybetme riskiyle baş başa kalmasıdır. Firma temsilcisi için Gregor’un iyi olup olmadığı değil işe gidip gitmemesi önemlidir. Gregor’un değerini, sadece yaptığı işle eşdeğer görmektedir, bu da modern toplumlardaki bireyin toplum içindeki konumuna karşılık gelmektedir. Yani o, Gregor böceğe dönüştüğü için değil, işe gidemeyeceğinden, işteki konumunun sağlam olmadığını dile getirmişti.

Kapitalist sistemin çalışanı olan Gregor’un üzerinde ailesinin de sorumluluğu vardı. Ailesinin geçimini bir tek o sağlıyordu, bu yüzden onun işsiz kalması ailesinin de ona verdiği değerin azalmasına sebep oldu. Max Weber’e göre birey kapitalist sistemde kişisel ve duygusal özelliklerinden kopmakta, soğuk ve katı bir varlığa dönüştürülmektedir. Bunu, bireyin modern kapitalizmin zincirine vurulması ile insanlıktan çıkarılması diye de tanımlayabiliriz. Weber’in bakış açısına göre Gregor’un böcek olmadan önce de insanlıktan çıkmış olduğunu söyleyebiliriz. Gregor’un babasıyla olan ilişkisi de soğuk ve gariptir. Babası tarafından hep öldürülme tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Bir gün babası, ona elma atarak, onu cansız hale getirmek istemiştir. Nitekim bir elma sırtına saplanmış ve büyük bir yara açmıştır. Bu yara ilerleyen satırlarda ölümüne sebep olacaktır. Babası Gregor’a üç tane elma atmıştır. Bir anlayışa göre üç elma yabancılaşmanın bir simgesidir.

Biraz da kız kardeşi ile olan ilişkisinden bahsedelim. Gregor böceğe dönüştüğünde ondan iğrense de, iyileşeceğine umudu olduğu için onunla yakından ilgilenmişti. Burada iyileşeceğine umudu olduğu için dememin sebebi, Gregor iyileşince tekrar çalışabilecek ve kız kardeşine ders aldırabilecekti. Kız kardeşi de aslında sırf bu yüzden Gregor’a iyi davranmıştı çünkü kendisi bir iş sahibi olduğunda ve Gregor’dan artık ümidi kestiklerinde onun da davranışlarının ailenin diğer fertlerinden bir farkı kalmamıştı. Kafka’nın, bu eseriyle modern kapitalist toplumda bireylerin ilişkilerinde duygusal bağların değil daha çok maddiyatın belirleyici olduğunu vurguladığını görüyoruz.

Gregor’un ailesi de eve gelir getirmeyen ve dış görünüşünü kabullenmedikleri aile üyesinden vazgeçmekte ve ondan kurtulmak istemektedir. Bu şekilde düşündüğümüzde aslında Gregor’ da yabancılaşma duygusu, böceğe dönüşür dönüşmez değil, ailesi tarafından dışlandığında ortaya çıkmıştır. Marx’a göre yabancılaşmış emek, paranın nesneler dünyasını sahiplenmesini sağlamaktadır. Bununla birlikte yabancılaşan emek, işçinin bu dünyayı benimsemesini mümkün kılmaz. Bu açıdan Marx, parayı, insanoğlunun yabancılaşmış yeteneği olarak adlandırır. Ona göre yabancılaşma olmasaydı para da olmazdı. Yabancılaşma kavramını başka bir şekilde ele alalım; insanların işe yabancılaşma seviyelerini belirleyen etmenlerin incelendiği araştırmada, yabancılaşma düzeyini belirleyen en önemli etkenin denetim, ikinci önemli etkenin işin rutinliği ve üçüncü önemli etkenin ise iş koşullarından duyulan hoşnutsuzluk olduğu görülmüştür. Buradan hareketle Kafka’nın eserinde Gregor Samsa işe gitmediği için bir görevlinin eve gelmesi, diğer bir deyişle işe gitmeyen bir çalışanın sıkı denetim altına alınıp, bunun nedenlerinin araştırılması ve bireyin kendini açıklama konusunda yaşadığı psikolojik zorlukların yabancılaşmayı beslediğini düşünebiliriz. Kafka bu durumu kitapta şu şekilde yansıtmıştır;  

‘’Sonra ise kendine şöyle dedi: saat yediyi çeyrek geçmeden tamamen yataktan çıkmış olmalıyım. Zaten o zamana kadar bürodan biri beni sormaya gelir, çünkü büro saat yedide açılıyor.’’

Sürekli değişimlerin yaşandığı bir yapıda, birey bu sürecin içine hapsolmuş ve içinde yaşadığı koşulların ağırlığına karşı duyarsızlaşmıştır. Bu cümleyi, Franz Kafka, eserinde kapitalist toplumda bireyin içinde bulunduğu hayata yabancılaşması ve bireyin hayatta değer yüklediği her şeyin önemini kaybetmesi ve sadece sahte bir varoluştan ibaret olması üzerinde durmuştur. Bireyin kendini yoğun bir çalışma yaşamı içerisinde kaybetmesi ve bu yüzden kendine zaman ayıramaması da yabancılaşmayı meydana getiren etkenlerdendir. Nitekim böceğe dönüşen Gregor için işe gidememe fikri, böceğe dönüşmekten daha kötü bir fikirdir. Ailesinin ona yüklediği sorumluluğu yerine getiremeyeceği fikri onu her şeyden daha fazla endişelendirir. İş yaşamı dışında birden fazla unsur yabancılaşmaya neden olabilmekte ve bu durumu beslemektedir. Bundan hareketle aile buradaki en önemli unsurlardan biridir.

Öyküde aile, bireyin yabancılaşmasına neden olan düşünceleri besleyen bir yapı olarak gösterilmiş, ailenin çocuklarına bakış açısı, onları umut kapısı olarak görmeleri, onları nesneleştirmektedir. Gregor’un böceğe dönüşmesinden sonra Gregor’un kız kardeşi Grete ailenin sorumluluğunu alması gereken bir kişi olarak karşımıza çıkar. Gregor’dan ümidi kesen aile artık Grete üzerinden kararlarını almaya başlar. Kafka, eserinde yabancılaşma kavramını modernizmin etkileriyle oluşmuş ve bireyin ötesine geçmiş bir sistemin oluşumu olarak yansıtmıştır. Bu sistem içinde eserin kahramanları, kendilerini dahil oldukları sistemin çok dışında bulmuşlar ve genel olarak değerlendirildiğinde aslında kendilerine, çevrelerine ve hayata karşı da yabancılaşmışlardır.

Kafka dönüşüm adlı eserinde böcek metaforu üzerinden içinde bulunduğu toplumu eleştirmiştir. Yaşadığımız dönemde, modern toplumun bir üyesi olmak ve var olan sistem içinde sorumlulukların yerine getirilmesi en büyük zorunluluk olarak nitelendirilmekte ve bu da bireyin kendinden uzaklaşmasına, başka bir deyişle yabancılaşmasına neden olmaktadır.

Modern hayat, bireyi özgürleştirmek yerine mevcut sisteme daha bağımlı hale getirdiğinden, köleleştirmiştir. Bu da insanın yabancılaşmasına neden olmuştur. Birey ürettiğine ve çevresine yabancı ama bir o kadar da sistemin bir parçasıdır. Bu durum öyküde ironik bir şekilde ele alınmıştır. Hikayedeki dönüşüm aslında Gregor ile birlikte ailesinin de bir dönüşümüdür.

Diğer Yazılar

Hizmetimizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Daha fazla bilgi edinin. Tamam