Gizli Amazonlar

Naime Erkovan
3 dakika
-+=

Hayatımda iz bırakan bütün güçlü kadınlara…

Geriye dönüp her baktığımda özgün bir kadının hayali karşılar beni. Kimi zaman dalgalı sarı saçlarıyla sabah okula doluşan öğrencileri penceresinden seyreden bir müdiredir, kimi zaman rengârenk farlarının altından hayata tebessümle bakan hoşnut bir kasiyerdir, kimi zaman ülkesindeki yabancıları, gevşek yasalara karşı korumaya çalışan bir doktordur, kimi zaman dükkânını dolduran mis gibi kokulara hükmeden bir çiçekçidir, kimi zaman ülkesini terk edip gurbetteki çocuklara Kur’an-ı Kerim öğretmek için camideki rahlenin arkasında oturan bir hocadır, kimi zaman aşina olduğu hayatı, kendi küçük ailesi için geride bırakıp bilmediği topraklarda dimdik ayakta durmaya çalışan bir annedir, benim annemdir.

Geriye dönüp baktığımda özgün bir kadının hayali karşılar beni. Geçmişe ait binlerce görüntü arasından sadece bu kadınlardır en çok öne çıkan. Tarihî olaylardan daha güçlü, tabiattan daha etkili, sevinçlerden daha kalıcıdır onların hayalleri. Bambaşka coğrafyalara, bambaşka dünyalara aittir her biri ama aynı mücevherden yontulmuş gibi derin bir benzerlik taşırlar. 

Çocukluğumun geçtiği şehir, İkinci Dünya Savaşı’nın en acımasız yüzüyle tanışmıştı. Binalar yıkılmakla kalmamış, yoğun bombardıman altında bir şehrin çehresi tamamen değişmişti. Savaş bitince ve Almanya büyük bir hezimete uğrayınca yaraların sarılmasına sıra gelmişti. Fakat kadın gücünden başka güç kalmamıştı yorgun ülkede. Bütün harabelerden sağlam tuğlaları seçip ayıklamak işte bu kadınlara düştü ve onlara “harabe kadınlar” (Trümmerfrauen) denildi. Bombalara ve yıkıma dayanmış sağlam tuğlalarla şehir yeniden inşa edildi. O yüzden de birçok şehir gibi Berlin de kadınların eseridir denilebilir.

Geriye dönüp baktığımda özgün bir kadının hayali karşılar beni. Anneannemdir o bu sefer. Kendi topraklarının işgal edildiğine tanık olmuş, orada yaşanamayacağını anlayınca bir süreliğine evini terk edip seferberlik görmüş ve her acıdan daha da güçlenerek çıkmayı başarmış bir kadındır o. Kutsal saydığı her şey uğruna mücadele etmeyi bildiği gibi ömrünün sonuna kadar sevmeyi ve harika bir yol arkadaşı olmayı da bilmiş. Doğana beşik, ölene tabut denilen kadınlardan oldu hep benim için. Kendisine dair hiçbir anıya sahip değilim ama hayatımın ilk kırk günü onun ve dedemin yanında geçti. Hatırlamasam da belki bir ninnisini, belki de o çatı altında sıkça söylenen bir gazelini dinledim. O günlerden kaldı belki de zihnimdeki güçlü kadın resmi.

Zihnimdeki güçlü kadınların en belirgin özellikleri, merhametleri oldu her daim. Farklı inançlara sahip olsalar da gözlerindeki merhameti saklama gereğini hiçbir zaman duymadılar. Bir çocuğun, hatta ayakta durmasını bilen bir kadının en çok sığındığı yerdir karşısındakinin gözleri. Orada merhameti görmek yeterlidir güveni hissedebilmek için. Çevrelerinde kimseyi ezmeden, yükselmek için kimseyi incitmeden, sadece seven ve korumayı bilen kadınlardı onlar her zaman. Amazondu her biri ama hiç kimseye bir nefret beslemediler. Çünkü sevgiyle var olmanın gizli şifrelerine sahiptiler. Ve o şifrelere aşina olan herkese, merhamet ateşlerinden bir meşale hediye ettiler. Sadece yolumuz aydınlık olsun diye yapmadılar bunu. Ayaklarımızı yere sağlam basalım, gölgelere aldanıp hakikati karanlıkta bırakmayalım ve başka gözlerle temas edip merhameti her yerde görelim diye yaptılar bunu.

Geriye dönüp baktığımda özgün kadınların hayalleri karşılar beni. Onlardan biri olabilmenin hayalidir beni kendilerine yaklaştıran. 

Yorum Yaz

Diğer Yazılar

Hizmetimizi geliştirmek için çerezleri kullanıyoruz. Ayrıntılı bilgi Tamam